Şu “Photoshop” programını içselleştirebilsek nasıl olurdu acaba hayatımız?
Yanlardan kırp,renkleri istediğine çevir.
Pürüzleri, fazlalıkları yok et.
Oradan buradan eklenmiş olanları kes at.
Görünümü ister romantik yap, ister hüzünlü. Ya da rahatsız edici derecede soyut.
İster çirkin yap, istersen gerçeklikten uzak bir güzelliğe büründür.
Zamanın tersine geliştirdiği “ÖNCE” “SONRA” durumunu, yine bir kaç darbeyle tersine çevir.
İstediğini fotoğrafa al, istemediğini sanki hiç varolmamış gibi çıkar kareden.
Yaşanmış her duyguyu görüntünün tüm bütünlüğünü bozacak şekilde etkisiz hale getir.
Geçmiş dediğimiz şey hiç yokmuşcasına o anı istediğin formda dondur, sanki hiç var olmamışız ve o an o karede hayat bulmuşuz gibi.
Bu kadar net bir biçimde mümkün olabilseydi ister miydik acaba?
Ben son zamanlarda bu tersine gelişen “ÖNCE” “SONRA” durumunu pek sever oldum. Her ilave beyaz telin, her ilave çizginin, her fazla kıvrımın, hayatıma giren yada eksilen her insanın hayat karemde olmasını pek sever oldum.
Pürüzlü, net, dalgalı, dalgasız, açık renk veya alaca, hüzünlü, acılı veya acısız ve her ne varsa .....
Börek

Ölçüler göz kararı ve malzemeler tarifin içinde.
İki yufka arasına ve en üste su ve zeytinyağı karışımını sürdükten sonra, kestiğim üçgenlere önce az tuzlu suda haşlanıp süzdüğüm yeşil mercimeği ve mercimeğin üzerine de zeytinyağı ile kavurduğum soğanlı ve bol baharatlı kıyma harcını koyup sardıktan sonra dondurucuda beklettim. Pişirmeden önce üzerine yumurta sarısı, az su ve zeytinyağı karışımından sürüp fırında pişirdim.