03 Ekim 2012

Cevizli ve Zeytinli Ekmekler




Kendimi sadece kendimle paylaşsam bir türlü: Soğuk insan
Kendimi başkalarıyla paylaşsam başka türlü: Bir küfe dolusu kırgınlık, hayal kırıklığı, üzüntü.
Arayı bulmaya çalışsam: Ben sıkılıyorum.
Laf  çarpmadan, çemkirmeden, kıskanmadan, aldatmadan,  oldukları gibi
Yararlı ve zararsız yaşayabilse insanlar!
Kendi yaşamlarının ağırlığıyla sadece ve paylaşarak yükleme yapmadan.....
Doğal ve katkısız.....

 
 


30 Eylül 2012

Güneşi hapsedenler 2012

 
Sessiz ama yoğun geçen bir yaz sonunda .........
 
 





12 Eylül 2012

Kayısı Likörü


Bir kadeh likör eşliğinde anlatmak istediklerim .....
Bilmelisin ki… (Can Yücel)
Bilmelisin ki …Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Bilmelisin ki …Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,anlam yükü o kadar azalır.
Bilmelisin ki …Karsındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasındaçizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Bilmelisin ki …Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.Gerçek aşkların da!
Bilmelisin ki …Tecübenin kaç yasgünü partisi yaşadığınızla ilgisiyok,ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Bilmelisin ki …Aile hep insanın yanında olmuyor.Akrabanız olmayan insanlardan ilgi,sevgi ve güvenöğrenebiliyorsunuz.Aile her zaman biyolojik değil.
Bilmelisin ki …Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar daara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Bilmelisin ki …Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki …Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya siziniçin dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki …Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
Bilmelisin ki …İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerinisevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdiklerianlamına gelmez.
Bilmelisin ki …Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Bilmelisin ki …sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllarsürüyor.

Kayısı Likörü

1.2 kg taze kayısı (komşunun ağacından) ve 600 gr toz şekeri karıştırıp üzerine bir tül örtüp 4 gün güneşte beklettim. Yarım litre su bıraktılar. Kavanoza bu karışımı koyup üzerine 1 büyük votka ilave edip güneş almayan bir yerde bir ay bekletip süzdüm ve kayısılarını bir kavanoza doldurup buzdolabına kaldırdım.

04 Eylül 2012

Kurabiye

Bugün elliüç yıllık hayatımı gözden geçirdim yeniden gün ağarırken ve tam teşekküllü bir biçimde parkurda dört tur atarken. Çok insan tanıdığımı ama az sayıda ilişkiyi köklendirdiğimi ve koruduğumu gördüm. Nedenini hemen bildim, zaten bildiğim ve beni oluşturan bir
şey olduğu için: “Güvenmek”
Biten her beraberliğin, her dostluğun zaman içinde “güven kaybı” çarpanıyla sıfırlandığını farkettim.
İlişki bir denklemse tarafların katkılarının eşit olamasa bile dengeli olması gerekiyordu çünkü. Terazinin çok hassas olmasına gerek yoktu, oynamaların az ve kabul edilebilir olması yeterliydi “güveni” korumak için.
Madem otuzlu yıllara dayanan az ama öz dostluklar kurabilmiştim, güvenmeyi biliyordum ve güvenilmeyi de hakediyordum ve tabii her zaman iyiye ve özele sahip olmayı da.
Kurabiye





1 yumurta
1 su bardağı toz şeker
½ su bardağı taze sıkılmış portakal suyu
½ su bardağı zeytinyağı
1 paket kabartma tozu
380 gr un

Önce yumurta ve şekeri iyice çırpıp diğer malzemeleri ekledim ve iyice yoğurduktan sonra 1 saat buzdolabında dinlendirdim ve şekil verip ceviz ve zencefil karışımına batırdıktan sonra 175 derecede pişirdim.

25 Ağustos 2012

Kurabiye


Ben yine sessizlik istiyorum. Çok kılıflı sohbetlerin yorgunluğunu aklımdan ve duygularımdan atabilmek için.
Çünkü bu kılıflar iki yüzlülüğün de ötesine geçtiği için benim duygu dünyama önce çok karışık sonra da anlamsız geliyor. Ve bu anlamsızlık önce duygularıma sonra da davranışlarıma egemen oluyor. Bu tür beraberlikleri yaşadığım insanları görünmez yapan bir perde olarak yerleşiyor son olarak gözlerime. Sormaya başlıyorum paylaşılanlar gerçek miydi yoksa ben mi paylaştığımı sanıyordum diye! Ve kendime yeniden itiraf ediyorum insanları tanımakta zorlandığımı, hatta tanıyamadığımı.
Ben yine sessizlik istiyorum. Hayal kırıklıklarımı çoğaltmamak için.


Kurabiye



½ su bardağı zeytinyağı
½ su bardağı su
1 yumurta
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tarçın
1 su bardağı pudra şekeri
390 gr tam buğday unu

Tüm malzemeleri iyice yoğurup, 1 saat buzdolabında dinlendirdikten sonra şekil verip susama batırdım ve 175 derecede pişirdim.

24 Temmuz 2012

Taze Kekikli Çörek

"Ben yaptım oldu” ların, umursamaz davranışların, karşılıklı değerlerin dengesizleştirilmesinin, biçare güvensizliklerin ne kadar derin bir bencillik ve saygısızlık olduğunu göremeyip yaşam biçimi kabul edilmesinden ürkerim ben. Bunları halı kıvrımlarında gizlenmiş kontrolsüz bir anımızda batan cam kırıklarına benzetirim, en güçlü süpürgenin bile göremediği. Bir tanesinin
batması bile anlama ve kabul etme becerilerimi siler ve kendimi o dünyanın dışında hissederim birden. Ne kadar zorlasam dahi tekrar girmeyi, bu kez “ne var bunda canım” çığlıkları kulağımı, düşüncemi, duygumu ve yüreğimi tahriş eder.
İşte ben yine yalnızlığı severim kendimle.

Çörek



1 avuç ince kıyılmış taze kekik
1 yumurta beyazı
3 yemek kaşığı ufalanmış keçi peyniri
3 yemek kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri
½ su bardağı zeytinyağı
½ su bardağı yoğurt
1 paket kabartma tozu
270 gr tam buğday unu (Not: Ağırlık birimiyle belirtmemden hoşlanılmadığı durumlarda aldığı kadar birimi tercih edilebilir.)

Hepsini yoğurup şekil verdikten sonra yumurta sarısı sürüp 175 derecede pişirdim.

03 Nisan 2012

Kurabiye

Bir hayal benimki: Bu sabah yıpranmış ruhum olgunlaşmış düşüncelerin baskıcı esaretinden kendini sıyırmış, sanki öncesinde hiç kış yaşanmamış gibi sırıtan bahar aydınlığına benzemiş.
Özlem benimki: Yalnızım ama yalnız hissetmiyorum.
Özenti benimki: Bu sabah ben dahil herkes arınmış olarak uyanmış ve kendi işini yapıyor, bana dokunmuyor ve gülümsemekten başka bir karşılık vermiyor.
Dilek benimki: Bu sabah ben dahil herkes birbirini anlıyor, herşey yolunda, çözmezsem çatlamayacağım ve hemen aklımdan uçup giden ufak sorunlara aldırmıyorum.
Kavrayış benimki: Bu sabah geçmişi ve geleceği oldukları yere bırakıyorum ve buradayım diyorum kendime.
Kaçış benimki: Bu sabah diğerlerinin hissettiklerinin önemini ve etkisini azaltıp, aynaya kendi hissettiklerimi yazıyorum.
İmrenme benimki: Bu sabah sınırsız özgürlüğümü içime dolduruyorum, ve hiçbirşey düşünmemeyi başarıyorum.
Bir hayal benimki: Bu sabah gitmesi gereken tüm yağlar gitmiş, kat kat katlanmalar, pliseler yok olmuş, yılların bedendeki görüntüleri makul bir mesafeye kadar seçilemez hale gelmiş. Ve ben güneşin keyfini çıkaran bencil bir kedi kıvamında sütüme bir tabak kurabiyeyi katık ediyorum, kimsenin kırmaya yeltenemeyeceği cam fanusumda bu sabah.....



Kurabiye


1 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2 yemek kaşığı yoğurt
½ su bardağı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı zencefil
1 portakal kabuğu rendesi
385 gr tam buğday unu
150 gr kırıntı çikolata
1.5 yemek kaşığı kakao

Çikolata ve kakao hariç tüm malzemeyi yoğurdum ve hamuru 2 ye ayırdım. Bir bölümüne 1 yemek kaşığı su ve çikolataları ekleyip yoğurdum. Diğerine 2 yemek kaşığı su ve kakaoyu ekleyip yoğurdum. Alta kakaolu ve üste çikolatalı hamuru yayıp rulo yaptım ve stretch’e sarıp 1 gece dondurucuda beklettim. Dilimleyip 180 dereceye ısınmış fırında pişirdim.

28 Mart 2012

Salata

Küsmeyi seven insanlar tanıdım. Karşısındakinde nasıl bir etki yarattığını düşünemeyecek kadar bu davranışa tutunmuş insanlar.
Yakın ilişkilerde küsmenin samimiyetsizlik olduğunu ve böyle insanların söyleyecek sözlerinin, hissedecek duygularının kalmadığını, kendilerini iyice yalnızlaştırdıklarını düşünürüm. Paylaşılamamış bir geçmiş ve parçalanmış bir gelecek yaratırlar kendilerinin ve başkalarının hayatında. Sevmenin, konuşmanın ve affetmenin esas olduğunu düşünmeden, küsmenin aslında bir daha geriye dönüşü olamayacağını anlamadan ve böyle davranmanın kimseye bir şey öğretmediğini farketmeden.
Çünkü ya tekrar ilişki kurmayacağın bir insanla küsersin, yani herşeyi sıfırlarsın, ya da konuşan olursun sana duyulan ve duyulacak saygıyı yitirmeden. Ya da tekrar konuşulduğunda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, duyguların anlam ve değer yitirdiği, durumun zorunluluğa dönüştüğü ve bir ilişkinin katledildiği gerçeğiyle yüzleşirsin.
Herkesin yaşadığı bir hayat var ve ne sığdırıyorsak, ne kadar sığdırabiliyorsak hepsi bu hayatın içinde. Samimiyetten ve sevgiden uzaklaşmanın ve uzaklaştırmanın açacağı deliklerin, hayatımızı onarılması güç altı delinmiş bir ayakkabıya çevirdiğini düşünürüm ben.

“Rüzgar yelkensiz de olsa gene rüzgardır. Ama rüzgarsız yelken bir bezdir. Özdemir Asaf, Yuvarlağın Köşeleri, Etika 186.”



Buğday Salatası



Bir gece suda bekletip haşlanmış ve suyu
süzülmüş buğday
Az tuzlu ve zencefilli suda haşlanmış ve
didklenmiş tavuk eti
İnce kıyılmış taze soğan
İnce kıyılmış kuru domates
İri doğranmış ceviz
Tuz, kimyon, pul kırmızı biber
Sos: Tahin, limon suyu, balzamik sirke, nar ekşisi ve bolca sızma


Google