30 Temmuz 2011

06 Temmuz 2011

Ben .....



Zaman denilen şeyi, neden olduğu değişikliklere rağmen, sevmeye başladığımı yeni farkettim, “zaman her şeyin ilacıdır” eşliğinde tabii.
Yaşadıklarım karşısında tüm duygu ve düşüncelerimi ve içimden taşan davranışlarımı önceden farkedip, iç sesimin kontrolü altında tutarak beklemeyi öğrendikçe sonuçların daha anlamlı hale geldiğini görüp, daha çok sevip tutundum zamana.
Dışarı çıkmak isteyen sözcüklerimi bekletip, kimi zaman sadece yalın ama gerçek duygumu yansıtan bir mimik ya da tek sözcükle ortaya koyduğumda karşımdakinin gerçeğini görüp zamanın ne kadar da yararlı olduğunu anlayıp sevdim.
İç sesimin beni durdurmasını ve beklememi sağlamasını öğrettikçe, zamanın dışımdaki kalkanı güçlendirmesini, darbelere ve acılara dayanıklı hale getirmesini, gerçek kişilerle gerçek olmayanları ayırmamı sağlamasını sevdim.
Zamanın gerçekten söylenmesi gerekenlerle laf çarpmaları arasındaki farkı bana öğretmesini sevdim.
Zamanın tekliğimi ve yalnızlığımı olgunlaştırmasını sevdim.







20 Mayıs 2011

Kızım pişirdi .....

Tevazu iyi bir şey midir? Genellikle iyidir. Ama istisnaları vardır ve olmalıdır da bence.


Mesela "armut dibine düşer" durumunda tevazu göstermesem de olur.









Bu tabakta sunulanlar her detayıyla kızım tarafından pişirildi.



Et(dana biftek veya antrikot)

Eti marine ettiği sos: Kırmızı şarap, 1 çorba kaşığı sirke, ince dilimlenmiş 1 kuru soğan, 2 diş sarımsak, kekik, tuz, karabiber, zeytinyağı, çok az su. Teflon tavada az pişirdi.


Patates

Patatesi marine ettiği sos: Zeytinyağı, sirke, nane, bol sarımsak, tuz, karabiber, az tarçın, az su. 180 dereceye ısınmış fırında kızarana kadar pişirdi.


Keçi peynirini de patatesin sosunda bekleterek servis etti.


Karamelize soğan: Zeytinyağı ve toz şekerle karamelize etti.


Peynir sosu: Labne, zeytinyağı, hardal, az limon suyu, tuz, karabiber





17 Mayıs 2011

Salata

Şu çizikleri bir atabilsek:

Minnet duygusu olmayanlara ......
Teşekkür etmeyi unutmuş gibi yapıp aslında bilmeyenlere .....
Bizi alınmaz, kırılmaz, bükülmez, etkilenmez, takmaz zannedenlere .....
İnsan görünümünde yaşayan ama aksi davrananlara .....
İnat etmeyi önemli ve şahsiyetli bir meziyet zannedenlere .....
Sürekli işaret parmağını göstererek bir süre sonra gözümüze parmak kadar görünenlere .....
Kendini masal dağından, diğerlerini inşaattaki kum birikintisinden gelmiş zannedenlere .....

Bazı sabahlar üzülerek uyanmazdık. Hatta eğlenceli bile olurdu.







Bezelye salatası







Tuzlu az suda haşlanmış ve süzülmüş taze bezelye
Taze soğan
Dereotu
Rendelenmiş domates
Sarımsak
Ceviz
Limon suyu, nar ekşisi, zeytinyağı ve tuz

12 Nisan 2011

Kurabiye

Bazı insanlar ergenliğin bazı aşamalarında takılıp kalıyor. Yetişkinliklerinde onlara “kişiliksiz” diyemiyoruz. Ya “ergen yetişkin” ya da “YET-ER” diyebiliyoruz. Çünkü her yediğimizde rahatsızlık veren yiyeceklere dönüşüyorlar.


Kurabiye




75 gr erimiş tereyağı
25 gr zeytinyağı
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
100 gr yoğurt
100 gr toz şeker
290 gr un

İyice yoğurup, şekil verip üzerine ceviz koyduktan sonra 180 dereceye ısınmış fırında pişirdim.

05 Nisan 2011

Sessizlik .....

Anlaşılmamak yanlış anlaşılmaktan daha iyidir her zaman. Beni üzmez, kırmaz. İstemezsem tekrar anlatmam gerekmez. Ama yanlış anlaşılmak: Koparım o zaman iletişim kurmaya çalıştığımdan. Düzeltmeye enerjim olmaz. İsteğim de. Her iki durumda da yalnızlık vardır aslında bana kalan. Anlattığım ve anlatacağım şeyleri sadece benim dinlediğim. Ama: Birinde hafifçe boynunu bükmüş, duru ve sakin bir yalnızlık. Dışlamayı seçtiğim ve taşıması kolay. Diğerinde buruk, derin ve olmayan bir gölgeyle çarpışan yalnızlık. Dışlanmayı seçtiren ve taşıması zor.

Yer Elması

Artık kabuklarını soymuyorum. İyice yıkayıp sadece üzerindeki minik detayları alıyorum. Yemeği, salatası çorbası ve fırında......


Dilimledikten sonra bir portakalın suyuyla ovup süzdüm. Tuz ve bir küçük paket krema ile karıştırıp fırında pişirdim ve üzerine kaşar rendesi ile kırmızı pul biber ekledim.



Pancar







Hastasıyız.


Yıkayıp kabuklarını soyduktan sonra dilimliyorum. Tencereye koyup üzerini bir hayli geçecek kadar su, tuz, nar ekşisi, bol sarımsak, sirke ve bir adet kesme şekerle suyu azalmayacak şekilde pişiriyorum ve soğuyunca biraz zeytinyağı ilave ediyorum.




01 Nisan 2011

Ekmek

Görmedim. Göremediğimden değil, göreceklerimden ürktüğüm için.


Duymadım.Duyamadığımdan değil, duyacaklarımdan ürktüğüm için.


Söylemedim. Söyleyemediğimden değil. Söyleyeceklerimden ürktükleri için.


Tam Buğday Ekmeği


300 ml süt


500 gr tam buğday unu


1 çay kaşığı tuz


1 çay kaşığı şeker


1 tatlı kaşığı kuru maya Hepsini iyice yoğurup üzerini kapattım. Kabardıktan sonra şekil verip üzerlerine ballı su sürüp, ceviz ve susam serptikten sonra 210 dereceye ısınmakta olan fırına koydum ve kabarıp kızarana kadar pişirdim.

Google