26 Şubat 2011

Bir ot olsaydım pazı olurdum .....

Biz zaman zaman hüzünle çok iyi anlaşıyoruz.
Bazen bir tarih eşliğinde, bazen bir koku, bir mimik veya davranışla birbirimize olan yakınlığımızı itiraf ediyoruz.
Mesela bahçede boy gösteren sümbül, önce baharın kokusuyla birleşip sevindirirken, birden bir duygu taşımadan plastik saksı ve üzerinde anlamsızca buruşturulmuş kağıt ve kocaman rüküş bir fiyonkla hediye edildiği günden çıkıp geliyor hüzün yanıma.
Ya da söylenmeyen ama havada uçuşan anlamını yitirmiş kelime yığınlarıyla kimseye hissettirmeden birbirimize olan saygımızı itiraf ediyoruz göz kırparak.
Geçmişten bir sahne tekrarlandığında gülümsüyoruz içten içe, nasıl iç acıttığını fısıldayarak.
Didişiyoruz bazen de gereksizce, artık sahip olmadığım şeyleri koruyarak bana hatırlattığı için.
Muhtemel bir boşluğu doldurduğu için de seviyorum onu gizlice.
Böyle anlaşıp sevince ve saygı duyunca hüzünle birbirimize, geleceği de seyrediyoruz ara sıra beraber: İyi ki birbirimizi çözdük, anlıyoruz diye içe akan damlalarla.


Pazılı Salata




Az zeytinyağında sotelenmiş ve ince kıyılmış pazı
Kendi suyunda az tuz ilavesiyle sotelenmiş mantar
İnce kıyılmış kuru domates
Tuzlu ve az zencefilli suda haşlanıp ince kıyıldıktan sonra pazının arkasından aynı tavada biraz kızartılmış tavuk göğsü
Ceviz içi
İnce kıyılmış taze soğan

Sos: Nar ekşisi, limon suyu, bal, sarımsak, kırmızı pul biber ve sızma
Üzerine ceviz



15 Ocak 2011

Kurabiye

Söylediklerini örtebildiğin kadar ört. Yalnız dolambaçlı konuşma, yüzüme karşı konuş, içine doğru değil.
Susacaksan istediğin kadar sus.. Yalnız kendine doğru susuk durma. Bana doğru susuk dur. Dolambaçlı konuşursan.. Emici susmalarla durursan..
Ben senin gözlerinin dışından içine inerim..
Ama sen..
Sen de benim gözlerimin içinden dışarıya düşersin sonra.

Özdemir Asaf, Yuvarlağın Köşeleri, Etika 286




Kurabiye

1 yumurta
1 tatlı kaşığı karbonat
2 mandalina suyu
125 gr pudra şekeri
50 gr zeytinyağı
1 paket vanilya
Ceviz içi

Hepsini iyice çırpıp, 210 gr un ve 120 gr nişasta ekleyip iyice yoğurdum. Bir süre dondurucuda dinlendirdikten sonra şekil verip 180 dereceye ısınmış fırında pişirdim. Fırından çıkarınca üzerine pudra şekeri ve tarçın serptim.

07 Ocak 2011

Pizza

Kimi zaman bazı insanların bakışlarının, duygularının, sözlerinin ve davranışlarının arkasındakileri görmekten ürkerim ve o bazı insanları orada bırakıp gitmek ve bir daha karşılaşmamak isterim:
Çünkü, gördüklerimin içinde kıskançlık varsa eğer iyi duygularımın vücudumdan tümüyle çıkıp gittiğini hissederim.
Çünkü, söylenmemiş şeylerin söylenmiş gibi davranılmasından çok irkilirim, kendimi tehlikede hissederim.
Çünkü, yakınlığımın kendi yaşam biçimlerine dahil olduğum zannedilmesinden rahatsız olurum, güvenimi kaybederim.
O gördüklerimin ilişki frenim olduğunu düşünürüm. Beni durduran.....



Soğanlı ve Mantarlı Pizza


"Tarif Arzu ve Ülfet Aygen'in Beyaz Unsuz Şekersiz Hamur İşleri Kitabından"



Hamur için:

1/4 paket yaş maya
1 su bardağı ılık su
2.5 su bardağı tam buğday unu
1 çay kaşığı tuz
1 yemek kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı: Mayayı ılık su ile karıştırın. Unu ve tuzu genişçe bir kaba koyup ortasını açtıktan sonra mayalı suyu ve zeytinyağını ilave ederek iyice yoğurun ve üzerini örtüp iki katı kabarana kadar bekletin.

Malzeme:

500 gr ince doğranmış mantar
5-6 yemek kaşığı zeytinyağı
Bolca ince ve halka doğranmış kuru soğan
7-8 çekirdekleri çıkarılmış ince doğranmış siyah zeytin
Bolca küp doğranmış domates
Yeşil biber (Ben yazın közlediğim kırmızı biberlerden kullandım)
Bolca kaşar rendesi
Tuz
(Biraz da mısır ekledim.)

Salçalı su:

2 yemek kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı kekik
4 yemek kaşığı su (Ben 1 tatlı kaşığı kadar zeytinyağı da ekledim.)

Hazırlanışı: Mantarlar 3 yemek kaşığı zeytinyağında ve harlı ateşte sotelenecek. Mantarları ayrı bir kaba aldıktan sonra aynı tavada kalan zeytinyağında soğanlar sotelenecek.
Dinlenmiş pizza hamurunu yağlanmış tepsiye yaydıktan sonra üzerine salçalı su sürülüp sırasıyla kaşar peyniri, mantar, soğan, biber, zeytin ve domates yayılacak ve 240 dereceye ısınmış fırında 10 dakika kadar pişirilecek. (Ben fırını kapattıktan sonra üzerine tekrar kaşar rendesi yayıp eriyene kadar fırında tuttum.)

24 Aralık 2010

Yeni yıl .....


Bir yeni yıl yazısı daha!
Biraz kişisel, biraz bizden.


Geçenlerde yeğenim “teyze ağacını kurdun mu” dedi, evet dedim. Kardeşine dönerek “onca stresin içinde bak yine ağacını ihmal etmemiş” dedi. Ben olanca bilge ve bilmiş halimle
“stresle başka şeyleri ayrı ayrı yaşamayı bu yaşımda öğrendim artık” dedim.
Ben küçücük kızımla dünyanın bir başka köşesinde; Aralık ayında her tarafın renk renk , ışıklı süslerle dolduğu, müziklerin çaldığı, insanların birbirine daha çok sarıldığı köşelerinden birinde yaşayana kadar ağaç süslememiştim.
Ama yılın son gecesi çocukluğumun hatırladığım en başlangıcından beri hep önemli olmuştu. Annemin muhteşem sofraları, herşeyi sadece kendisinin pişirdiği ve hazırladığı sofralar: İçli köftesinden yaprak sarmaya, çeşit çeşit salatalara, tülbentten ince açtığı yufkalarla yapılmış bol cevizli burma tatlısına, tavuk ve iç pilava kadar her şeyi kendisinin yaptığı ve herkesi topladığı sofralar. Babamın kadeh kaldırdığı tek gece. Yıllarca aileye her eklenene de mutlulukla bir servis eklenen sofralar. Neşeyle ve kucaklamayla karşılanan bir yeni yıl.
Sonra eksilen sandalyelere rağmen annem ve değerlimiz eniştem hayatımızdan akıp gidene kadar devam eden sofralar.
Şimdilerde herkesin kendi kabuğuna çekildiği çekirdek sofralar, teknolojik kutlamalar.
İşte ben bu yüzden ağacımı ve evimi süslerim, gördüğüm her yılbaşı süsünü almak isterim, normal mumları kaldırıp konuya uygun mumlar koyarım, çekirdek de olsak masamı hazırlar, şarabımı soğuturum. Sessizce de olsa, kızım artık dışarıda kutlasa da, yeni yıl sabahına kadar ağacımı ve evimi ışıklı, kurabiyelerimi ortada tutarım. Gidenlerin hatırına, geleceğin güzelliğine verdiğim önemle.
Yılları saymam ben tek tek. İşte bir yıl daha bitti demem hiç. Nasıl geçtiğini düşünmeye başlarken unutmaya da başlarım bir yandan. Daha çok güne başlamaktır beni cezbeden.
Evet, biraz geç de olsa öğrendim sanırım yaşamın parçalarını birbirine karıştırmamayı.


Sade, neşeli, gönlümüzden, aklımızdan geçenleri yakaladığımız bir yıl olmasını diliyorum.

http://yemekkutusu.blogspot.com/2009/12/blog-post.html http://yemekkutusu.blogspot.com/2008/12/yeni-yla-doru.html15.12.2010
http://yemekkutusu.blogspot.com/2008/12/mutlu.html
http://yemekkutusu.blogspot.com/2007/12/yeni-yla-doru.html


19 Aralık 2010

Çorba ve çörek


Kış sebzeleri çorbası

Karnıbahar sapları ve yaprakları, brokoli sapları, biraz pırasanın yeşil kısımlarından, biraz kereviz yaprağı, 1 adet patates, 1 adet havuç, 1 adet domates, 1 adet sarımsak, biraz kabak, tuz ve kırmızı pul biber: Su ilavesiyle pişirdim, blenderdan geçirip zeytinyağı ekledim.



Çörek



½ paket yaş maya
1 su bardağı ılık süt
½ çay kaşığı bal

Hepsini karıştırdım ve kabardıktan sonra:

½ su bardağı zeytinyağı
150 gr ezilmiş yağsız beyaz peynir
1 yumurta beyazı
2 yemek kaşığı ince kıyılmış dereotu
1 çay kaşığı tuz

Ekleyerek iyice karıştırdım ve 400 gr un ilave edip yoğurdum. Üzerini kapatıp 1 saat dinlendirdikten sonra şekil verip (kimisine ceviz koyarak, kimisini sade ve üzeri susamlı) yumurta sarısı sürüp 180 derece ısınmış fırında pişirdim.


15 Aralık 2010

Salata


Tuzak gibi insanlar tanıdım:

Kimi konuşurken gözlerime bakmayan...
Kimi gözümün içine bakarken bildiklerimin yalan versiyonunu anlatan...
Kimi başkalarına olan kızgınlığını yüzleşemediği için bana aktaran ve benden çıkan sözcüklerle hedefi çeviren...
Kimi sadece işe yaradığım sürece bana ulaşan...
Kimi yanımdayken, kimi yanımdan her ayrıldığında keşke hayatımdan çıkarabilsem dediğim...

Büyümek böyle bir şey galiba. Kabul etmeyi ve dışlamayı; varmışız gibi yapmayı ama içten uzaklaşmayı aynı anda öğrendiğimiz. Bazı ilişkilerin hüzünlü bir yanı olduğunu öğrendiğimiz.

Büyümek güzel de öte yandan. Aynı zamanda yaşamın ve bazı ilişkilerin ne kadar taze kaldığını, nasıl coşku verdiğini, neşelendirdiğini öğrendiğimiz.

Büyümek yaşadıklarımızın bizde ki etki alanı.


Salata




2 demet pazıyı 1 yemek kaşığı zeytinyağında ve kırmızı pul biber ve tuz ilavesiyle suyunu bırakıp çekene kadar sote ettim. Mantarları kendi suyunda tuz ilavesiyle pişirdim. Soğuyunca ikisini karıştırıp ince kıyılmış kereviz yaprakları ilave ettim ve sarımsaklı yoğurtla karıştırıp üzerine zeytinyağı ve sumak gezdirdim.

12 Aralık 2010

Salata



KAR YAĞIYOR

Lambayı yakma, bırak,
sarı bir insan başı
düşmesin pencereden kara.
Kar yağıyor karanlıklara.
Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum.
Kar...
Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar...
Ve şehir kör bir insan gibi kaldı
altında yağan karın.

Lambayı yakma, bırak!
Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
dilsiz olduklarını anlıyorum.
Kar yağıyor


ve ben hatırlıyorum.

NAZIM HİKMET





Karnıbahar Salatası
Az tarçınlı ve tuzlu suda haşlanmış karnıbaharları çatalla biraz ezdikten sonra, yoğurt, sarımsak, mayonez, ceviz ve dereotundan oluşan sosla karıştırdım (kereviz salatası gibi).

28 Kasım 2010

Salata

Şans dediğin belki de sadece bir seçimdir.



Ölçüler tamamen göz kararı.

Biraz zencefille ve tuzla haşlanmış ve didiklenmiş ızgaralık tavuk eti, kendi halinde sotelenmiş mantar, bezelye, ceviz içi, taze soğan ve dereotu.




Sos: Tuz, yoğurt, az mayonez

Üzerine sızma ve kırmızı pul biber
Google