Küsmeyi seven insanlar tanıdım. Karşısındakinde nasıl bir etki yarattığını düşünemeyecek kadar bu davranışa tutunmuş insanlar.
Yakın ilişkilerde küsmenin samimiyetsizlik olduğunu ve böyle insanların söyleyecek sözlerinin, hissedecek duygularının kalmadığını, kendilerini iyice yalnızlaştırdıklarını düşünürüm. Paylaşılamamış bir geçmiş ve parçalanmış bir gelecek yaratırlar kendilerinin ve başkalarının hayatında. Sevmenin, konuşmanın ve affetmenin esas olduğunu düşünmeden, küsmenin aslında bir daha geriye dönüşü olamayacağını anlamadan ve böyle davranmanın kimseye bir şey öğretmediğini farketmeden.
Çünkü ya tekrar ilişki kurmayacağın bir insanla küsersin, yani herşeyi sıfırlarsın, ya da konuşan olursun sana duyulan ve duyulacak saygıyı yitirmeden. Ya da tekrar konuşulduğunda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, duyguların anlam ve değer yitirdiği, durumun zorunluluğa dönüştüğü ve bir ilişkinin katledildiği gerçeğiyle yüzleşirsin.
Herkesin yaşadığı bir hayat var ve ne sığdırıyorsak, ne kadar sığdırabiliyorsak hepsi bu hayatın içinde. Samimiyetten ve sevgiden uzaklaşmanın ve uzaklaştırmanın açacağı deliklerin, hayatımızı onarılması güç altı delinmiş bir ayakkabıya çevirdiğini düşünürüm ben.
“Rüzgar yelkensiz de olsa gene rüzgardır. Ama rüzgarsız yelken bir bezdir. Özdemir Asaf, Yuvarlağın Köşeleri, Etika 186.”
Yakın ilişkilerde küsmenin samimiyetsizlik olduğunu ve böyle insanların söyleyecek sözlerinin, hissedecek duygularının kalmadığını, kendilerini iyice yalnızlaştırdıklarını düşünürüm. Paylaşılamamış bir geçmiş ve parçalanmış bir gelecek yaratırlar kendilerinin ve başkalarının hayatında. Sevmenin, konuşmanın ve affetmenin esas olduğunu düşünmeden, küsmenin aslında bir daha geriye dönüşü olamayacağını anlamadan ve böyle davranmanın kimseye bir şey öğretmediğini farketmeden.
Çünkü ya tekrar ilişki kurmayacağın bir insanla küsersin, yani herşeyi sıfırlarsın, ya da konuşan olursun sana duyulan ve duyulacak saygıyı yitirmeden. Ya da tekrar konuşulduğunda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, duyguların anlam ve değer yitirdiği, durumun zorunluluğa dönüştüğü ve bir ilişkinin katledildiği gerçeğiyle yüzleşirsin.
Herkesin yaşadığı bir hayat var ve ne sığdırıyorsak, ne kadar sığdırabiliyorsak hepsi bu hayatın içinde. Samimiyetten ve sevgiden uzaklaşmanın ve uzaklaştırmanın açacağı deliklerin, hayatımızı onarılması güç altı delinmiş bir ayakkabıya çevirdiğini düşünürüm ben.
“Rüzgar yelkensiz de olsa gene rüzgardır. Ama rüzgarsız yelken bir bezdir. Özdemir Asaf, Yuvarlağın Köşeleri, Etika 186.”
Buğday Salatası

Bir gece suda bekletip haşlanmış ve suyu
süzülmüş buğday
Az tuzlu ve zencefilli suda haşlanmış ve
didklenmiş tavuk eti
İnce kıyılmış taze soğan
İnce kıyılmış kuru domates
İri doğranmış ceviz
Tuz, kimyon, pul kırmızı biber
Sos: Tahin, limon suyu, balzamik sirke, nar ekşisi ve bolca sızma
süzülmüş buğday
Az tuzlu ve zencefilli suda haşlanmış ve
didklenmiş tavuk eti
İnce kıyılmış taze soğan
İnce kıyılmış kuru domates
İri doğranmış ceviz
Tuz, kimyon, pul kırmızı biber
Sos: Tahin, limon suyu, balzamik sirke, nar ekşisi ve bolca sızma
