EL EMEĞİM, ZEYTİNYAĞI SABUNLARIM

16 Nisan 2011

Ve yine yeni bir sessizlik .....



Bu yalnızlık öyle bir şey ki, ne zaman gelip çöreklendiğini ya da çörekleneceğini bilmek zor.


Kimi zaman, dostluğun sadece kahve dumanına takıldığını anladığımızda geliyor. Yalnızlığını kasana yükleyip, arkanı dönüp gidiyorsun. Başka bir kahve kokusuna doğru......

Kimi zaman verdiğin şansların hakedilmediğini anladığında çöker insanın omuzlarına.

Taleplere yağdırdığın evetlere sırtını dayayarak talep ettiğinde havada uçuşan mızmız kelimelerle gelir kimi zaman da aklını başına getirmek istercesine.

Kimi zaman da herkesin sakladığı doğruyu söylediğinde bükük boyunlar eşliğinde bir kabullenişin gizlediği "oh sorumlu ben olmadım" diyen sinsi sevinçle gelir yalnızlık hayallere.

Ah bu yalnızlık, sürekli yağladığın halde bir türlü iyileşmeyen çatlamış eller gibidir.

4 yorum:

SİBELLE BUTİK PASTA VE KURABİYE dedi ki...

Kimi zaman farkına varmayız da o çatlaklar derinleşip kanamaya başlar, canımız yanar... o zaman anlarız, bazen arkanı dönüp gitmek en iyi çözüm gibi görünse de önemli olanın çizdiğin rota olduğunu...
:-))

nilay dedi ki...

Nasıl yazabiliyorsun böyle !!!. Son yazdığın cümleye bayıldım. Bu kadar güzel ifade edilemez.
Sevgiler

Gezi/yorum... dedi ki...

İlk resimde yalnızlığın hüznü bir çiçeğin dilinden çok güzel ifade edilmiş, başarılı resimler, tebrik ederim..

Asiye dedi ki...

Yalnızlıktan şikayet ederken nasıl da canıma yapışmış olduğunu daha sonra anladım. Şikayet edilen de sevilebiliyormuş meğer. Şimdi yalnızlığımı arıyorum desem doyumsuzsun mu derler acaba? Beni yalnız bırakmayan tek arkadaşmış meğer yalnızlığım. Yalnızlığımı sevmeye başladım ben galiba :) kendimle başbaşa, karışan, uğraşan, rahatsız eden yok, Özgürüm :) Kafamdaki yaşanmışlıklardan kurtulup bir de içime kapanmasam tam süper olacak ama :)

Sevgiler Betül'cüm

Google