16 Nisan 2011
12 Nisan 2011
Kurabiye
Bazı insanlar ergenliğin bazı aşamalarında takılıp kalıyor. Yetişkinliklerinde onlara “kişiliksiz” diyemiyoruz. Ya “ergen yetişkin” ya da “YET-ER” diyebiliyoruz. Çünkü her yediğimizde rahatsızlık veren yiyeceklere dönüşüyorlar.
Kurabiye
75 gr erimiş tereyağı
25 gr zeytinyağı
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
100 gr yoğurt
100 gr toz şeker
290 gr un
İyice yoğurup, şekil verip üzerine ceviz koyduktan sonra 180 dereceye ısınmış fırında pişirdim.
05 Nisan 2011
Sessizlik .....
Anlaşılmamak yanlış anlaşılmaktan daha iyidir her zaman. Beni üzmez, kırmaz. İstemezsem tekrar anlatmam gerekmez. Ama yanlış anlaşılmak: Koparım o zaman iletişim kurmaya çalıştığımdan. Düzeltmeye enerjim olmaz. İsteğim de. Her iki durumda da yalnızlık vardır aslında bana kalan. Anlattığım ve anlatacağım şeyleri sadece benim dinlediğim. Ama: Birinde hafifçe boynunu bükmüş, duru ve sakin bir yalnızlık. Dışlamayı seçtiğim ve taşıması kolay. Diğerinde buruk, derin ve olmayan bir gölgeyle çarpışan yalnızlık. Dışlanmayı seçtiren ve taşıması zor.
Yer Elması
Artık kabuklarını soymuyorum. İyice yıkayıp sadece üzerindeki minik detayları alıyorum. Yemeği, salatası çorbası ve fırında......
Dilimledikten sonra bir portakalın suyuyla ovup süzdüm. Tuz ve bir küçük paket krema ile karıştırıp fırında pişirdim ve üzerine kaşar rendesi ile kırmızı pul biber ekledim.
Pancar
Hastasıyız.
Yıkayıp kabuklarını soyduktan sonra dilimliyorum. Tencereye koyup üzerini bir hayli geçecek kadar su, tuz, nar ekşisi, bol sarımsak, sirke ve bir adet kesme şekerle suyu azalmayacak şekilde pişiriyorum ve soğuyunca biraz zeytinyağı ilave ediyorum.
01 Nisan 2011
Ekmek
Görmedim. Göremediğimden değil, göreceklerimden ürktüğüm için.
Duymadım.Duyamadığımdan değil, duyacaklarımdan ürktüğüm için.
Söylemedim. Söyleyemediğimden değil. Söyleyeceklerimden ürktükleri için.
Tam Buğday Ekmeği
300 ml süt
500 gr tam buğday unu
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı kuru maya Hepsini iyice yoğurup üzerini kapattım. Kabardıktan sonra şekil verip üzerlerine ballı su sürüp, ceviz ve susam serptikten sonra 210 dereceye ısınmakta olan fırına koydum ve kabarıp kızarana kadar pişirdim.
29 Mart 2011
Sıcak bir Ankara sabahında .....
20 Mart Pazar sabahı, Başak Temel 'in öncülüğünde Ankara'lı blog yazarları ile samimi bir mekanda samimi bir kahvaltıda buluştuk. Misafiri olduğumuz Fizyoterapist Elif Özkaleli ile zamanın nasıl geçtiğini farketmediğimiz bir sohbetin içindeydik. Elif Hanım'dan hareket ve bedenimiz arasındaki ilişkide doğru bildiğimiz yanlışları ve yanlış bildiğimiz doğruları, bilmediklerimizi dinledik. Sevgili Başak Temel'e ve Sevgili Elif Özkaleli'ye tüm paylaşımlar için tekrar teşekkürler.
Bilgi ve takip için: http://www.facebook.com/manuelfizyoterapi?ref=ts#!/manuelfizyoterapi
26 Şubat 2011
Bir ot olsaydım pazı olurdum .....
Biz zaman zaman hüzünle çok iyi anlaşıyoruz.
Bazen bir tarih eşliğinde, bazen bir koku, bir mimik veya davranışla birbirimize olan yakınlığımızı itiraf ediyoruz.
Mesela bahçede boy gösteren sümbül, önce baharın kokusuyla birleşip sevindirirken, birden bir duygu taşımadan plastik saksı ve üzerinde anlamsızca buruşturulmuş kağıt ve kocaman rüküş bir fiyonkla hediye edildiği günden çıkıp geliyor hüzün yanıma.
Ya da söylenmeyen ama havada uçuşan anlamını yitirmiş kelime yığınlarıyla kimseye hissettirmeden birbirimize olan saygımızı itiraf ediyoruz göz kırparak.
Geçmişten bir sahne tekrarlandığında gülümsüyoruz içten içe, nasıl iç acıttığını fısıldayarak.
Didişiyoruz bazen de gereksizce, artık sahip olmadığım şeyleri koruyarak bana hatırlattığı için.
Muhtemel bir boşluğu doldurduğu için de seviyorum onu gizlice.
Böyle anlaşıp sevince ve saygı duyunca hüzünle birbirimize, geleceği de seyrediyoruz ara sıra beraber: İyi ki birbirimizi çözdük, anlıyoruz diye içe akan damlalarla.
Bazen bir tarih eşliğinde, bazen bir koku, bir mimik veya davranışla birbirimize olan yakınlığımızı itiraf ediyoruz.
Mesela bahçede boy gösteren sümbül, önce baharın kokusuyla birleşip sevindirirken, birden bir duygu taşımadan plastik saksı ve üzerinde anlamsızca buruşturulmuş kağıt ve kocaman rüküş bir fiyonkla hediye edildiği günden çıkıp geliyor hüzün yanıma.
Ya da söylenmeyen ama havada uçuşan anlamını yitirmiş kelime yığınlarıyla kimseye hissettirmeden birbirimize olan saygımızı itiraf ediyoruz göz kırparak.
Geçmişten bir sahne tekrarlandığında gülümsüyoruz içten içe, nasıl iç acıttığını fısıldayarak.
Didişiyoruz bazen de gereksizce, artık sahip olmadığım şeyleri koruyarak bana hatırlattığı için.
Muhtemel bir boşluğu doldurduğu için de seviyorum onu gizlice.
Böyle anlaşıp sevince ve saygı duyunca hüzünle birbirimize, geleceği de seyrediyoruz ara sıra beraber: İyi ki birbirimizi çözdük, anlıyoruz diye içe akan damlalarla.
Pazılı Salata
Az zeytinyağında sotelenmiş ve ince kıyılmış pazı
Kendi suyunda az tuz ilavesiyle sotelenmiş mantar
İnce kıyılmış kuru domates
Tuzlu ve az zencefilli suda haşlanıp ince kıyıldıktan sonra pazının arkasından aynı tavada biraz kızartılmış tavuk göğsü
Ceviz içi
İnce kıyılmış taze soğan
Sos: Nar ekşisi, limon suyu, bal, sarımsak, kırmızı pul biber ve sızma
Üzerine ceviz
Kendi suyunda az tuz ilavesiyle sotelenmiş mantar
İnce kıyılmış kuru domates
Tuzlu ve az zencefilli suda haşlanıp ince kıyıldıktan sonra pazının arkasından aynı tavada biraz kızartılmış tavuk göğsü
Ceviz içi
İnce kıyılmış taze soğan
Sos: Nar ekşisi, limon suyu, bal, sarımsak, kırmızı pul biber ve sızma
Üzerine ceviz
15 Ocak 2011
Kurabiye
Söylediklerini örtebildiğin kadar ört. Yalnız dolambaçlı konuşma, yüzüme karşı konuş, içine doğru değil.
Susacaksan istediğin kadar sus.. Yalnız kendine doğru susuk durma. Bana doğru susuk dur. Dolambaçlı konuşursan.. Emici susmalarla durursan..
Ben senin gözlerinin dışından içine inerim..
Ama sen..
Sen de benim gözlerimin içinden dışarıya düşersin sonra.
Özdemir Asaf, Yuvarlağın Köşeleri, Etika 286
Susacaksan istediğin kadar sus.. Yalnız kendine doğru susuk durma. Bana doğru susuk dur. Dolambaçlı konuşursan.. Emici susmalarla durursan..
Ben senin gözlerinin dışından içine inerim..
Ama sen..
Sen de benim gözlerimin içinden dışarıya düşersin sonra.
Özdemir Asaf, Yuvarlağın Köşeleri, Etika 286
Kurabiye
1 yumurta
1 tatlı kaşığı karbonat
2 mandalina suyu
125 gr pudra şekeri
50 gr zeytinyağı
1 paket vanilya
Ceviz içi
Hepsini iyice çırpıp, 210 gr un ve 120 gr nişasta ekleyip iyice yoğurdum. Bir süre dondurucuda dinlendirdikten sonra şekil verip 180 dereceye ısınmış fırında pişirdim. Fırından çıkarınca üzerine pudra şekeri ve tarçın serptim.
1 tatlı kaşığı karbonat
2 mandalina suyu
125 gr pudra şekeri
50 gr zeytinyağı
1 paket vanilya
Ceviz içi
Hepsini iyice çırpıp, 210 gr un ve 120 gr nişasta ekleyip iyice yoğurdum. Bir süre dondurucuda dinlendirdikten sonra şekil verip 180 dereceye ısınmış fırında pişirdim. Fırından çıkarınca üzerine pudra şekeri ve tarçın serptim.
07 Ocak 2011
Pizza
Kimi zaman bazı insanların bakışlarının, duygularının, sözlerinin ve davranışlarının arkasındakileri görmekten ürkerim ve o bazı insanları orada bırakıp gitmek ve bir daha karşılaşmamak isterim:
Çünkü, gördüklerimin içinde kıskançlık varsa eğer iyi duygularımın vücudumdan tümüyle çıkıp gittiğini hissederim.
Çünkü, söylenmemiş şeylerin söylenmiş gibi davranılmasından çok irkilirim, kendimi tehlikede hissederim.
Çünkü, yakınlığımın kendi yaşam biçimlerine dahil olduğum zannedilmesinden rahatsız olurum, güvenimi kaybederim.
O gördüklerimin ilişki frenim olduğunu düşünürüm. Beni durduran.....
Çünkü, gördüklerimin içinde kıskançlık varsa eğer iyi duygularımın vücudumdan tümüyle çıkıp gittiğini hissederim.
Çünkü, söylenmemiş şeylerin söylenmiş gibi davranılmasından çok irkilirim, kendimi tehlikede hissederim.
Çünkü, yakınlığımın kendi yaşam biçimlerine dahil olduğum zannedilmesinden rahatsız olurum, güvenimi kaybederim.
O gördüklerimin ilişki frenim olduğunu düşünürüm. Beni durduran.....
Soğanlı ve Mantarlı Pizza
"Tarif Arzu ve Ülfet Aygen'in Beyaz Unsuz Şekersiz Hamur İşleri Kitabından"
Hamur için:
1/4 paket yaş maya
1 su bardağı ılık su
2.5 su bardağı tam buğday unu
1 çay kaşığı tuz
1 yemek kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı: Mayayı ılık su ile karıştırın. Unu ve tuzu genişçe bir kaba koyup ortasını açtıktan sonra mayalı suyu ve zeytinyağını ilave ederek iyice yoğurun ve üzerini örtüp iki katı kabarana kadar bekletin.
1/4 paket yaş maya
1 su bardağı ılık su
2.5 su bardağı tam buğday unu
1 çay kaşığı tuz
1 yemek kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı: Mayayı ılık su ile karıştırın. Unu ve tuzu genişçe bir kaba koyup ortasını açtıktan sonra mayalı suyu ve zeytinyağını ilave ederek iyice yoğurun ve üzerini örtüp iki katı kabarana kadar bekletin.
Malzeme:
500 gr ince doğranmış mantar
5-6 yemek kaşığı zeytinyağı
Bolca ince ve halka doğranmış kuru soğan
7-8 çekirdekleri çıkarılmış ince doğranmış siyah zeytin
Bolca küp doğranmış domates
Yeşil biber (Ben yazın közlediğim kırmızı biberlerden kullandım)
Bolca kaşar rendesi
Tuz
(Biraz da mısır ekledim.)
Salçalı su:
2 yemek kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı kekik
4 yemek kaşığı su (Ben 1 tatlı kaşığı kadar zeytinyağı da ekledim.)
Salçalı su:
2 yemek kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı kekik
4 yemek kaşığı su (Ben 1 tatlı kaşığı kadar zeytinyağı da ekledim.)
Hazırlanışı: Mantarlar 3 yemek kaşığı zeytinyağında ve harlı ateşte sotelenecek. Mantarları ayrı bir kaba aldıktan sonra aynı tavada kalan zeytinyağında soğanlar sotelenecek.
Dinlenmiş pizza hamurunu yağlanmış tepsiye yaydıktan sonra üzerine salçalı su sürülüp sırasıyla kaşar peyniri, mantar, soğan, biber, zeytin ve domates yayılacak ve 240 dereceye ısınmış fırında 10 dakika kadar pişirilecek. (Ben fırını kapattıktan sonra üzerine tekrar kaşar rendesi yayıp eriyene kadar fırında tuttum.)
Dinlenmiş pizza hamurunu yağlanmış tepsiye yaydıktan sonra üzerine salçalı su sürülüp sırasıyla kaşar peyniri, mantar, soğan, biber, zeytin ve domates yayılacak ve 240 dereceye ısınmış fırında 10 dakika kadar pişirilecek. (Ben fırını kapattıktan sonra üzerine tekrar kaşar rendesi yayıp eriyene kadar fırında tuttum.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)